• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 24 Haziran 2018
  • 16:37
 
HİLAFETİN KALDIRILMASININ 94.YIL DÖNÜMÜ. Bugün 3 Mart; Hilafetin Kaldırılmasının 94. yıl dönümü. Dinin siyaset ile iç içe olmasının çağdaş ve ilerici Türkiye’nin önünde çok önemli bir engel olduğu Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından görülmüş ve hilafetin kaldırılması yanında, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkan-ı Harbiye Vekâletinin kaldırılması ve Tevhid_i Tedrisat Kanunu önergeleri verilmiştir. Bu önergelerin yasalaşması ile din siyasetten, askerlikten ve eğitimden ayrı tutulmaya çalışılmıştır.

Bugün 3 Mart; Hilafetin Kaldırılmasının 94. yıl dönümü. Dinin siyaset ile iç içe olmasının çağdaş ve ilerici Türkiye’nin önünde çok önemli bir engel olduğu Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından görülmüş ve hilafetin kaldırılması yanında, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkan-ı Harbiye Vekâletinin kaldırılması ve Tevhid_i Tedrisat Kanunu önergeleri verilmiştir. Bu önergelerin yasalaşması ile din siyasetten, askerlikten ve eğitimden ayrı tutulmaya çalışılmıştır.

 

Adana Baro Başkanı Av. Veli Küçük, hilafetin kaldırılmasının 94. yıl dönümü (3 Mart 1924) nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Bu düzenlemeler ile laik Türkiye Cumhuriyetinin ve laik hukukun yapı taşlarının oluşturulduğunu ifade eden Av. Küçük, Cumhuriyet tarihimizde hala laiklik ile ilgili tartışmaların devam etmesinden duyduğu üzüntüyü belirtti.

 

Av. Küçük, “Çok hukuklu sistemden geçerek yeni Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş dünyada yerini alması bu kadar kolay olmamıştır. Hilafetin kaldırılması modern ve aydınlık Türkiye yolunda atılmış en büyük devrimdir. Halen karşı devrim olarak adlandırılan hareketlerin devam ettiği bugün bizim bu konuları önemle tartışmamızdan da anlaşılmaktadır. Halen “devlet laik olur yurttaş olmaz” diyerek zihinlerde bulanıklık yaratmak isteyenler olduğunu görmekteyiz. Oysa devlet laik olduğu gibi yurttaş da laik olabilecektir. Bu bağlamda eğer birey günlük yaşamında yaptığı her davranışta dini referans olarak almıyor ve devlet yaşamını evrensel ilkelere dayalı hukuka dayandırıyor ise laiklik yaşama geçme imkanı bulabilecektir. 95 yıllık Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkarak bu anlayışın içselleştirilmesi ve yerleşmesi mümkün olabilecektir” diye konuştu.

 

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, OHAL ve KHK'lar Türkiyesi'nde hakların ve özgürlüklerin güvence altına alınmadığı, birbirine karşı denge ve denetleme mekanizması oluşturan kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemin olmadığı bir düzende demokrasiden ve gerçek anlamda bir hukuk devletinden söz edilemeyeceğini belirtti.

 

Adana Baro Başkanı Av. Veli Küçük, "Bu gün için Anayasa Mahkemesinin olağanüstü hal kararnamelerini denetlememe yönünde verdiği kararla, OHAL tümü ile keyfi bir KHK yönetimine dönüştürülmüş bulunmaktadır. Yapılmak istenen; niyetleri ve içeriği itibariyle demokratikleşme için anayasa değişikliği değil bir rejim ve sistem değişikliğidir. Ülkeyi ve yurttaşın hak ve özgürlüklerini bir kişinin keyfiyetine ve iradesine teslim etme girişimidir. Bu durum parlamenter demokratik sistemin ve ana kurucu unsur irade millet meclisinin ortadan kaldırılması girişimidir. Cumhuriyetin kurucu değerlerine saldırı niteliği taşımakta ve kuvvetler ayrılığını yok etmektir. Sadece yürütme yetkisini değil, yasama ve yargıyı da tek elde toplamaktadır.” diye konuştu.

 

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ

 

Av. Küçük, 1 Kasım 1922 günü Meclis’te konuşma yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerinin önemli olduğuna değinen Av. Küçük, şöyle devam etti:

 

“Saltanatın devamını isteyenlere şöyle seslenir: “Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Osmanoğulları zorla Türk milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı (el koymuşlardı). Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin (saldırgan) hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Burada içtima edenler Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır.” Daha güzel yarınlar için, yaşamın her alanında çatışma yerine uzlaşmayı, kavga yerine hoşgörüyle gelen barışı, karanlık yerine aydınlığı seçmeliyiz. Ulusumuza, hukuk devletine ve katılımcı demokrasiye inancımızı her koşulda korumamız, aydınlık yarınların kurulabilmesinin de anahtarı olacaktır.”


Yorumlar (1)
    sanalbasin.com üyesidir